30 Eylül 2019 Pazartesi

23 Haziran 2019 da İstanbul’da ilk depremi sen yapmasaydın, bugünlerde İstanbul böyle sallanmazdı



TÜMER DİYOR Kİ:

AH İMAMOĞLU BÜTÜN SUÇ SENDE!

23 Haziran 2019 da İstanbul’da ilk depremi sen yapmasaydın, bugünlerde İstanbul böyle sallanmazdı!
26 Eylül 2019 da 5,7 büyüklüğünde sallanan İstanbul’un tek sorumlusu Ekrem İmamoğlu.
İmamoğlu gene ucuz kurtuldu. Eğer binalar yıkılsa, insanlar ölse idi, vay halineydi İmamoğlu'nun.
Bizim çok bilmiş din ulemaları ve ona inananlar, bütün suçu İmamoğlu'nun üzerine atarlardı.
İzmir’de deprem olsa, bahane hazır. “Çok içki içiyorlar ondan”, denir.
Bodrum’da olsa, orada da hazır, “kimin kiminle ne yaptığı belli değil. Herkes çıplak. Edep kalmadı, hayâ kalmadı, deprem olur tabii”, denir.
Biz ne depremler gördük. 5,7 değil 8,7 bile olsa Vız gelir.
Binalar yıkılırmış, insanlar altında kalır ölürmüş, olabilir. 
Kaderleri böyle der geçeriz.
Ülkem de her gün deprem oluyor.
Sapık bir okul müdürü çıkıyor, kızlarla erkeklerin aynı merdiveni kullanmalarından hoşlanmıyor.
Din hocası geçinen dinden imandan uzak birisi çıkıyor, Müslümanlıkta olmayan, akıl ve mantığa sığmayan sözleri söyleyerek, milletin aklını karıştırıyor.
Birisi çıkıyor, “iğfal edilen çocuklar bizim çocuklarımız, size ne oluyor" diyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Diyanet işleri Başkanından öyle sözler duyuyoruz ki, şaşırıp kalıyoruz. 
Din uleması zannedilen adamın biri çıkıyor, Alevi kızlarla evlenilmez, diyor.
Çocuk yurtlarında tecavüzler alabildiğine artıyor, sosyal medya çalkalanıyor, kimseden çıt çıkmıyor. Çocukların anne, baba ve akrabaları bile suskun. 
Neden?
Önüne gelen Din bezirganları sakallarını okşayarak  konuşuyor, İslam Dini hakkında ahkam kesiyorlar, toplumu gerdikçe geriyorlar. 
Bir kereden bir şey olmaz diyen devlet adamlarına rastlıyor ve hayrete düşüyoruz.  
Toplumun ahlak ve namusu ile oynayarak milleti dejenere etmenin, küçük çocukların geleceklerini karartmanın, ailelerin boyunlarını önlerine eğdirmenin kime faydası olacak. 
Ahlaksız bir toplum mu yaratılmak isteniyor, anlamak mümkün değil! 
Namus sadece cinsellik değildir.
Hak yememektir, yalan söylememektir. Güçlü iken güçsüzü ezmemektir. Herkesin çocuğuna, kızına, kadınına göz koymamaktır.
Namus, hile yapmamak, devletin malını çarçur etmemek, rüşvet yememektir.
Allah'ım  aklımıza sahip çık.
Biz çıldırmak üzereyiz. 
Benim ülkem böyle şeylere layık değil. 
Namuslu ve dürüst toplumlar ayakta kalırlar, namussuz ve şerefsiz toplumlar yıkılır gider. 
Bu söylenen sözler, yapılan terbiyesizlikler, çocuklara, kadınlara yapılan cinsel tacizler, Müslümanlığa zarar veriyor. 
Emperyalist zihniyet yüzyıllardır Türkleri yok etmek istemektedir. Türk milletini bu şekilde yok etmeye mi çalışıyorlar? 
Müslümanlıktan, dinden imandan soğutmaya mı çalışılıyor, anlamak mümkün değil! 
Önüne gelen bir söz söylüyor, ülkede deprem yaratılıyor.
Bilende konuşuyor, bilmeyende.
Asıl depreme sebebiyet verenler bu sapık düşüncede olanlar olmasın!
Ergenekon, Balyoz en son da FETO depremini yaşadık.
Ordu depremi oldu. Hukuk depremi oldu. Devlet içerisinde değişiklikler yapıldı, onların depremi oldu.
Belediyelerdeki depremler felaket.
Saymakla bitmiyor.
Bazı bölgelerde bazı kesimlerde ve Suriye vatandaşlarında, doğu bölgesinde, bir kadın, iki kadın, üç kadınla evleniliyor, çocuk sayısı 5-10-20-30 bile olabiliyor. 
Zavallı Türk aileleri, geçim derdinde olduklarından, çocuklarını iyi eğitim verebilme korkusu ile  ya bir ya da iki çocuk ile yetiniyorlar. 
10 yıl, 20 yıl sonra Anadolu’da böyle giderse Türk nüfusu çok azalacak, Kürt ve Suriye nüfusu katlayarak büyüyecek.
Sonucu ben söylemeyeyim, herkes düşünsün.
10 yıl, 20 yıl sonra dengeler bozulacak ve ülke daha büyük kaoslar içerisine düşebilecektir. 
Her gün yaşadığımız zam olayları zaten garip vatandaşın bütçesinde müthiş depremler yaratıyor. 
Her gün her an, her dakika, her saniye deprem yaşıyoruz. 
Metroda, otobüste, dolmuşta, sokakta aniden yakalana bilirsin depreme.
Sinirler gergin, moraller  bozuk, gelecek korkusu milletin içine sinmiş, yarınlardan umudunu kesmiş, geçim derdi emekliyi de çalışanı, çalışmayanı da korkuturken, bir de deprem korkusu ile panik yaşamayalım. 
Son yıllarda yaşadığımız depremleri yazmakla bitmez. 
Her gün, her an ve her dakika zaten zam depremini yaşıyoruz. Alıştık. 
Depremleri tek tek sıralamaya kalkışırsak, sayfalar yetişmez.  
En iyisi mi biz kısa keselim ve tüm depremlerden ve ahlaksız, kötü insanlardan Allah ülkemizi ve bizleri korusun diyelim. 
Biz Müslümanız, inançlıyız. Allah'a sığınarak çare bulmaya alışmış bir milletiz. 
Akıl ve Bilim maalesef bizlerden uzak. 
Tesellimiz ve inancımız sayesinde bu günleri yaşıyoruz. 
Yapacak bir şey yok!..
Çare bulanlar olursa, bizlerinde haberi olsun. 
30.09.2019
ZEKERİYA TÜMER


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder