13 Ocak 2018 Cumartesi

TEK YOL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLUDUR. Tümer Diyor ki!.. Gazeteci,Araştırmacı-Yazar, Zekeriya TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:
TEK YOL
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLUDUR.
Sevgili okurlar; hiç kimsenin itiraz etmeye hakkı olmayan yol bu yoldur.
İçinde bulunduğumuz durum bellidir. Ülkenin kimler tarafından nasıl ve ne şekilde, bilinmez bir geleceğe doğru sürüklenmeye çalışıldığı bellidir.
Yıllardır içimizde besleyip, büyüttüğümüz vatan hainleri, dış mihrakların uydusuna girerek içeriden, ülkemizi parçalayıp, bölerek emperyalist devletlerin kucağına oturtmak istemekteler.
Bereketli topraklarımız sömürülmek, halkımız ezilmek ve yok edilmek istenmektedir.
En son ve en büyük tehlike de FET O’cuların yaptıkları hainlikler ile de meydana çıkmıştır.
Bu hainleri bugüne kadar besleyip büyüten, koruyup kollayan, yardım ve yataklık eden herkes suçlu ve vatan hainidir.
Bunlarla savaşan ve onları Devletin içerisinden temizlemeye çalışanlara yardım etmek de her vatanseverin görevi olmalıdır.
BU MELANETLERDEN KURTULMANIN TEK YOLU VARDIR, O DA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLUDUR.
600 yıldan fazla hüküm sürmüş Osmanlı devletinin 1. Dünya savaşının sonunda Mondros ve Sevr antlaşmaları sonucunda Anadolu toprakları emperyalist devletler tarafından işgal edilmiş, Türk milleti kıyım ve zulme uğramaya başlamıştı.
Yok, olma tehlikesi ile karşı karşıya kalınan o dönemde Allahın bir lütuf’u olarak, Türk Milletini şaha kaldıran, korkusuzca gerek iç ve gerekse dış düşmanlara karşı koyarak, Anadolu insanını uyandıran, tek vücut olmalarını sağlayan Mustafa Kemal değil miydi?
O Mustafa Kemal, çocukluğundan itibaren Osmanlı’nın yanlış politikalarını izlemiş, kendini yetiştirerek, ülkesini kurtarma planlarını yapmıştır.
Cesur yüreklidir. Karşısına çıkan tüm engelleri aşmasını bilmiş. Yılmamış, uğraşmış, karşısındakileri ikna etmiş, işgal altında yok olmaya mahkûm bir milleti şaha kaldırarak İstiklal savaşının kazanılmasına vesile olmuştur.
Yok, olan, parçalanan, Osmanlı Devletinin ismini değiştirerek, gene de Osmanlı’nın devamı sayılabilecek, ancak tek adamın idaresi değil, halkın iradesinin hâkim olabileceği Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasını sağlamıştır. (23 Nisan 1920 de Büyük Millet Meclisi Ankara’da açılmış, 29 Ekim 1923 de de Cumhuriyet ilan edilmiştir. )
Tek kişinin despot idaresi değil, halkın idaresini tesis etmiştir.
Hâkimiyeti tek kişiye vermemiş, hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyerek, milleti ön plana çıkarmıştır.
Ayrı ayrı etnik gruplardan oluşan Anadolu halkını ayrıştırmak değil, birleştirmek yoluna giderek Ulus devletini oluşturmuştur.
Hangi ırktan, mezhepten, etnik kökenden olursan ol, NE MUTLU TÜRK’ÜM diyebiliyorsan, TÜRK’SÜN, bu vatan toprakları senin yurdun demiştir.
Türk Gençliğine hitap ederek:
“EY TÜRK GENÇLİĞİ, BİRİNCİ VAZİFEN TÜRK İSTİKLALİNİ VE TÜRK CUMHURİYETİNİ İLELEBET MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEKTİR.” 
Diyerek Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir. Bu emaneti yaparken de, kimseye muhtaç olmayın, senin muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur, diyerek, başkalarından medet umulmamasını tembihlemiştir.
Zira bir başkasından medet umar, yardım almayı istersen, mutlaka o kişiye taviz vermek zorunda kalırsın. Hele ki, yabancı devletler, senden taviz almadan, sana yardım etmezler.
Mustafa Kemal ulus devlet içerisinde Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Zaza, Arnavut, Alevi, Sünni, Şafi vs. ayırımı yapmamıştır.
Hep birlik olmayı, birlikte Anadolu toprakları üzerinde mutlu-huzurlu, kalkınmış, çağdaş bir devlet olarak yaşamayı arzu etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iç ve dış düşmanların hainlikleri karşısında da, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, İstiklal Savaşında nasıl birlik ve beraberlik içerisinde mücadele edildiyse, gene aynı mücadeleyi bir olarak, diri olarak verilmesini istemiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, ekonomik kalkınma dâhil, sanayide ve hemen her konuda proje üretmiş, ürettirmiş, görüş ve düşüncelerini söylemiştir.
Milli Eğitim Politikası ile aydın ve ileri görüşlü gençlerin yetiştirilmesini istemiştir.
Hep ileri, çağdaş ve kalkınmış bir toplum olunmasını, istemiştir. Bağnazlıktan, geri kalmışlıktan, kokuşmuş fikirlerden uzak durulmasını arzu etmiştir.
Hiçbir şekilde ne ortanın solu, ne de ortanın sağı, ne komünizm, ne sosyalizm, ne kapitalizm, ne faşizm ne o izm, ne de bu izm, lerden medet umulmaması gerek.
Bizim yolumuz yurtta sulh, dünyada sulh olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu olmalıdır.
Temel Anayasamız bu olmalıdır. Değişen dünya koşullarına göre gerekirse uyarlanmalıdır.
İç ve dış politika onun temel kurallarına göre uyarlanmalıdır.
Atatürk demek vatan demektir. Vatanın bütünlüğü, korunması, halkın refahı, medeni insan olunması, hukukun üstünlüğü, adaletin eşit şartlarda uyarlanması, köylüye, işçiye, öğretmene, emekliye değer verilmesi, tüketen değil, üreten bir toplum olunması Atatürk’ün yoludur.
Komşuları ile iyi geçinen, komşularının vatanın topraklarından bir karışına dahi göz dikmelerine tahammül etmeyen, kendisinin de onların topraklarında gözü olmayan görüş ve düşüncede olan Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu tek yoldur.
Yurtta Sulh, Dünya’da sulh, diyerek Dünya devletlerinin birbirlerini sömürmeden, işgal etmeden, tam bağımsız yaşamasını isteyen yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
Çocuklara, kadınlara, gençlere, yaşlılara değer veren yol Mustafa Kemal’in yoludur.
Milli bir politika izlenmesi, dil, din birliği sağlanması, manevi gücün arttırılması, ahlaklı ve faziletli bir toplumun olmasını isteyen yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
Yerli malı, yurdun malı diyerek, üretimin artmasını, tüketimin azalmasını, dışa bağımlı değil, içe bağımlı olarak, kendi kendisine yetecek bir ülke olunmasını isteyen yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
“İstikbal göklerdedir” diyerek, göklere hâkim olunması işaretini veren ve havacılık sektörünü destekleyen, Mustafa Kemal’in yolu tek yoldur.
Ordusunun güçlü olmasını, emniyet güçlerinin halkın huzuru için mücadele etmesini isteyen yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
Kısaca; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk’ün önderliğinde ulusal bağımsızlığını kazanmış, Cumhuriyeti kurmuş, saltanatı kaldırmış, hilafete son vermiş, ulusal birliği sağlamış, Hukuk ve eğitim gibi toplumsal alanlarda gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyetini biçimlendirmiştir.
Ulusal sanayinin ve ekonominin gelişmesine öncülük etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin din ve devlet işlerini birbirinden ayıran Laik, Demokrat, bir devlet olarak yaşamasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu tek yoldur.
SON SÖZÜMÜZ:
Eğer bizler ülkemizin bağımsız ve kalkınmış bir ülke olmasını istiyorsak; Ne ortanın solu, ne de ortanın sağı, ne emperyalizm, ne de kapitalim, ne sosyalizm, ne de komünizm, ne de faşizm gibi başka arayışlar içerisinde olmamalıyız.
Bize yol gösteren, ışık tutan, geleceğimiz ile ilgili her konuda görüş ve düşüncelerini bizlere açıklayan, namuslu, dürüst, vatansever bir ulus olmamızı isteyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLU TEK YOLUMUZ OLMALIDIR.
13.01.2018
Zekeriya Tümer
ulusalhaber1881@gmail.com

6 Ocak 2018 Cumartesi

2018 YILI DA SIKINTILI GEÇECEK "TÜMER DİYOR Kİ!.." Gazeteci - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:
(*) Mustafa Kemal ATATÜRK'ün
"Cumhurbaşkanı Sıfatıyla" Oturduğu Çankaya Köşkü
2018 YILI DA SIKINTILI GEÇECEK
Sevgili okurlar; bilindiği üzere, 16 Nisan 2017 de yapılan Anayasa referandumuna göre 2019 da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak.
2018’in ilk gününden itibaren siyasi partiler kimi Cumhurbaşkanlığına aday gösterelim diye çalışmalar yapmaya başladılar.
Şu an ki siyasi partiler, kimi aday yapalım diye çalışmalarına başladılar.
C.H.P. Şubatta yapacağı kongreden sonra adayını açıklayacak herhalde.
Kılıçdaroğlu da aday olma niyetinde gibi gözüküyor.
Türkiye Cumhuriyetinin 11.ci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bile Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına aday olacağı söyleniyor.
İYİ Partinin Başkanı Meral Akşener Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladı. Ancak, Gül olursa ben düşünebilirim, demiş.
Hayret ettik.
Abdüllatif Şener ise Abdullah Gül’ün Tayyip’le kıyasıya mücadeleye giremeyeceğini, söylemiş. Çok doğru, giremez. Cesaret bile edemez.
İyi de, Kılıçdaroğlu edebilir mi?
Ya Meral Akşener!.
Akşener belki edebilir.
Bütün partilerin tek aday üzerinde birleşmeleri gerek.
Kılıçdaroğlu son anda gene kimseye danışmadan, açıklama yapmadan Ekmeleddin gibi birini aday gösterirse, eh geçmiş olsun deriz. Recep Tayyip Erdoğan gümbür gümbür Cumhurbaşkanı da olur, tek karar verebilen Başkan da olur.
Gerçi şu an zaten tek karar merci Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Astığı astık, kestiği kestik. İstediğini görevden alıyor, istediğini istediği yere atıyor.
Ağlayan ve yalvaran Melih Gökçeği aldı Ankara Belediye Bakanlığından da Ankaralıları kurtarmış oldu. Eğer Cumhurbaşkanı Gökçeği görevden almasa idi, Ankaralılar hayatta kurtulamazlardı Gökçek’ten.
Amerika’nın 2023 e kadar Recep Tayyip Erdoğan’a söz verdiği söylenmekte.
Bu doğru ise, çok dikkat etmek gerek. Recep Tayyip’in karşısına Atatürkçü olan sağlam birisini çıkarmak gerek. Ancak, o zaman Recep’in önü kesilebilir.
Türk milleti nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyor, bunu öğrenmek isterim.
Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran ve bize gelecek vaat eden Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ayrılmayan, onun ilkelerini ve devrimlerini kabul eden bir Cumhurbaşkanı isteriz.
05.01.2018
Zekeriya Tümer
Ulusalhaber1881@gmail.com
(*) Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 
"Cumhurbaşkanı Sıfatıyla" Oturduğu Çankaya Köşkü
Mustafa Kemal Paşa Ankaralılarca hediye edilen bağ evini kendisine karargâh haline getirdi. Özel Kalem Müdürü Hayati Bey, Başyaver Salih (Bozok) Bey1 ve Muzaffer (Kılıç) Bey’lerdi. Köşkü korumak üzere bir muhafız alayı kuruldu. Bunun komutanı Yüzbaşı Faik Bey’di. Bir müddet sonra 300 kişilik bir süvari birliği daha kuruldu, birlik Rumeli çetecilerinden, yaşlı güngörmüş, atıcı, vurucu insanlardı. Bundan başka bir de, 100 kişilik Giresun ve Trabzon havalisinden gelme bir muhafız birliği daha kuruldu. Bunlar siyah elbise giyerlerdi. Başlarında Laz başlığı, bellerinde tabanca ve omuzlarında filinta taşırlardı. Bütün bu birliğin komutanı Topal Osman2 15 lira aylık alırdı. O yıllarda Mustafa Kemal Paşa da 100 lira aylık alırdı.
Çankaya Köşkü basit döşenmişti. Paşa burada geceli gündüzlü çalışır, eğlenecek vakit bulamazdı. Gerçekten buna imkân da yoktu. Sabahları kuvvetli kahvaltı yapan Paşa, reçeli çok sever, kuru fasulye ve pilavı masasından eksik etmezdi. Turşu sofrasının baş yerini işgal ederdi. Çok sigara ve kahve içerdi. Bahçeye ve çiçeğe merakı fazlaydı. Bir Amerikalı kadın kendisine hangi çiçeği seviyorsun, diye sorduğu zaman hiç düşünmeden:
‘Karanfil’ yanıtını vermişti. İşte bunun içindir ki Atatürk’ü iyi tanıyan elçiler, ölümünden sonra kabrini ziyarete gittikleri zaman daima kırmızı karanfil götürmüşlerdir. Renk olarak, gök mavisini seven Atatürk’ün hayvanlardan en çok sevdiği köpektir.
Spor olarak güreşi tercih ederdi. Yorgun gecelerinde dinlenmek için kapıda nöbet tutan askerleri güreştirir, yorgunluğunu giderirdi. O zamanlar köşkün malta döşemeli alt kattaki ocaklı salonuna şilteler serilir, erler burada birbirleriyle güreşirlerdi. Bir gün yine geç vakit kapıda nöbet tutan erleri içeri çağıran Atatürk sırayla hepsini güreştirdi. Bunlardan yağız bir Mehmet hemen her önüne çıkanın sırtını yere getiriyordu. Kapıda sırtı yere getirilecek kimse kalmayınca Atatürk ayağa kalkarak Mehmet’in yanına yaklaştı:
“Benimle güreşir misin, beni de böyle yenebilir misin?” Diye sordu. Mehmet, o yanık çehreli yağız delikanlı, Anadolu çocuğunun kıvrak zekâsıyla, bir Atatürk’e bir de etrafındakilere baktı ve herkesi hayretler içinde bırakan şu cevabı verdi:
“Seninle mi güreşeceğim Paşam? Seni mi yeneceğim? Bu kolay değil… Sen yedi düveli yendin!”
Bu cevap Atatürk’ün çok hoşuna gitmişti. Sonradan bu erin parayla ödüllendirilmesini emretti.3
1 Salih Bozok, (1881–1941), Mustafa Kemal’in Selanik’ten arkadaşlığı olan Salih Bey, uzun süre Mustafa Kemal’in Başyaveri olur, Milletvekili.
2 Topal Osman, (1883–1923), Lazlardan oluşan gönüllüleriyle Meclis’in ve Çankaya Köşkü’nün korumasını yapmıştır.
3 Said Arif Terzioğlu, Yazılmayan Yönleriyle K. Atatürk, Hamle Matbaası, İstanbul, 1963, s. 67–69
Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009

30 Aralık 2017 Cumartesi

"TÜRKİYE'M IŞIĞIN HİÇ SÖNMESİN" - TÜMER DİYOR Kİ!.. Gazeteci-Yazar: ZEKERİYA TÜMER


TÜMER DİYOR Kİ:
TÜRKİYEM,
IŞIĞIN HİÇ SÖNMESİN!..
Sevgili okurlar; Yaşam hep ileri gidiyor. Saatin yelkovanı geriye dönmüyor.
Gece oluyor, gündüz oluyor. Dünya döndükçe dönüyor. İnsanoğlu doğuyor, büyüyor ve netice de bu dünyayı terk ediyor.
Yaşamı boyunca ölmeyeceğini sananlar, hırsları ve menfaatleri uğruna her türlü pisliklere bulaşıyorlar.
Yeni yıla girerken de umutlar ve iyi niyetler artıyor.
Ben de diyorum ki:
TÜRKİYE'M IŞIĞIN HİÇ SÖNMESİN.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği laik, Demokrat Türkiye Cumhuriyeti parçalanmasın, gönderden Ay yıldızlı Bayrağımız inmesin, Minarelerden Ezan sesi dinmesin, Vatan bölünmesin, egemenlik kayıtsız şartsız ulusun olsun.
Devletimiz dış güçlerin baskısı altında, insaf ve merhamete maruz kalmasın, Devletimizin şeref ve bağımsızlığı yok olmasın.
Hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk, soysuzluk yok olsun.
Üretim artsın, tüketim azalsın.
TEK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ,
TEK MİSAKI MİLLİ HUDUTLARI İÇERİSİNDEKİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANI
TEK AY YILDIZLI TÜRK BAYRAĞI
TEK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SINIRLARI İÇERİSİNDE YAŞAYAN VE NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLEN MİLLET.
TEK YOL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLU OLSUN.
VATANIN BAĞIMSIZLIĞI VE ÜLKENİN BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMASIN.
HER TÜRLÜ YABANCI İŞGAL VE SALDIRIYA KARŞI ULUS, BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE KENDİSİNİ KORUMAYI BİLSİN.
ULUSAL İRADEYİ TEMSİL EDEN BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÜSTÜN LÜĞÜNÜ VE HÂKİMİYETİNİ KORUSUN.
YASAMA VE YÜRÜTME GÜCÜ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE TOPLANSIN.
GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE ANCAK, GÜÇLÜ BİR ORDU İLE OLUŞTURULABİLİR. TÜRK HALKI BÜTÜN ULUSAL KAYNAKLARINI SEFERBER EDEREK ORDUSUNUN GÜCÜNÜ ZAYIFLATMASIN.
GÜÇLÜ TÜRKİYE OLABİLMEMİZ İÇİN EKONOMİK KALKINMA SAĞLANSIN.
2018 YILI İTİBARİ İLE İNSANLAR ETNİK KÖKENLERİ İLE AYRIŞTIRILMASIN.
DEVLETİMİZİ YÖNETENLER MUSTAFA KEMALİN YOLUNDA GİDEREK İNSANLARI ULUS KAVRAMI ALTINDA BİR ARAYA GETİREREK, “ NE MUTLU TÜRKÜM DİYEN” BİR TOPLUMU YARATILMASI İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİ ALSIN.
ORTAÇAĞ KARANLIĞINDAN ÇAĞDAŞ AYDINLIĞA GEÇİŞ SAĞLANSIN.
DEVLETİMİZİ YÖNETENLER TÜRKİYE DE AYDINLANMA HAREKETİNİN ÖNCÜSÜ OLSUN.
ULUSAL SINIRLAR İÇİNDE FARKLI DİNDEN VE MEZHEPTEN GELEN İNSANLARI, ULUSAL POTADA BİR ARAYA GETİREBİLMEK İÇİN LAİKLİK İLKESİNİN BENİMSENMESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN ÇAĞDAŞ DÜNYAYA YANSIYAN OLUMLU YÜZÜ OLSUN.
TEMEL İLKEMİZ, TÜRK ULUSUNUN ONURLU VE ŞEREFLİ BİR ULUS OLARAK YAŞAMASI OLSUN.
BU, ANCAK TAM BAĞIMSIZ OLMAKLA SAĞLANABİLİR. NE KADAR ZENGİN, MÜREFFEH OLURSAK OLALIM, BAĞIMSIZLIKTAN YOKSUNSAK, UYGAR İNSANLIK KARŞISINDA UŞAK KALMAKTAN ÖTEYE GİDEMEYİZ. BAĞIMLI OLMAYALIM, BAĞIMSIZ OLALIM.
DEVLETİN TÜM KURUM VE KURULUŞLARINDA BAĞIMSIZ, ÇAĞDAŞ, DEMOKRAT, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN YAŞAMASINI VE YAŞATILMASINI İSTEYEN VE NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYEBİLEN KİŞİLERİN GÖREV ALMALARI GERÇEKLEŞSİN.

***
2018 YILININ, BU İYİ NİYETLİ DÜŞÜNCELERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ DİLEĞİYLE TÜM ULUSUMUZA VE İNSANLIK ÂLEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERİM.

30.12.2017
ZEKERİYA TÜMER
Ulusalhaber1881@gmail.com

4 Aralık 2017 Pazartesi

"SÖZDE DEĞİL, "ÖZDE ATATÜRKÇÜ" OLMAK VE ONUN YOLUNDA GİTMEK KOLAY DEĞİLDİR." - TÜMER DİYOR Kİ !.. Gazeteci - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

Zekeriya TÜMER
TÜMER DİYOR Kİ:
SÖZDE DEĞİL, "ÖZDE ATATÜRKÇÜ" OLMAK VE ONUN YOLUNDA GİTMEK KOLAY DEĞİLDİR.
Mustafa Kemal Atatürk çocukluğunda Osmanlı Devletinin her geçen gün iyiye gitmediğini fark ederek, bu ülkeyi ben kurtara cam düşüncesini beynine sokmuştu.
Bugün içerisinde bulunduğumuz durum son derece açık ve seçik belli.
Osmanlı Birinci Dünya Harbinden sonra yıkıldı ve gitti. Onun yerine Mustafa Kemal Atatürk ve yakın arkadaşları ile birlikte aynı düşüncede olan kişilerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.
Kısa zamanda halkın çoğunluğunun benimsediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm dünyanın kabul ettiği güçlü bir devlet yapısına büründü.
Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından ve 2.Dünya savaşından sonra yeni akımların etkileri, ülkeyi yöneten yeni partiler ve siyasi kadroların Atatürk’ün çizgisinden, düşüncelerinden, siyasi iradesinden uzaklaşmaları,  ne yazık ki, içerisinde yaşadığımız bugünleri yaşamamıza sebep oldu.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem içte sıkıntılı günler yaşarken, hem de dış devletler nezdinde itibar ve güvenini yitiren bir devlet haline geldi.
Üstelik emperyalist güçlerin Lozan’da aldıkları yenilginin intikamı ile ülkemiz üzerine saldırmaları da gözler önündedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şehler, şıhlar, müritlerin kıskacı içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.
Bu gerçeği maalesef çok kişi de bilmesine rağmen, sessiz ve suskun kalmaktadır.
Kemalist düşüncede olan kişiler, hem dinlerine bağlıdırlar, hem de vatanına, bayrağına milli ve manevi değerlere bağlıdırlar.
Ülkelerine ve topluma zarar vermekten korkarlar. Devletin tüm kurumlarının güçlü ve kararlı olmasından yanadırlar.
Yurtta barış, dünyada barış isterler. Komşuları ile iyi geçinmek, sosyal ve iktisadi iş birliği içerisinde olmak isterler.
Kan ve gözyaşı ile kazanılmış Anadolu toprağının bir karışını kaybetmek, bölünmek, parçalanmak istemezler.
Hırsızlık, yolsuzluk, yalan, sahtekârlık, ülkesine ve vatandaşına zarar verecek her türlü pislik ve belalardan uzak dururlar. Allah’tan korkarlar, kul hakkı yemezler.
Onların tek amacı ülkelerinin Laik ve Demokratik, hukuk Devleti olarak, eşit şartlarda kalkınmış ve müreffeh bir ülkede yaşamak, torunlarına güzel bir gelecek bırakmaktır.
Mustafa Kemal Atatürk’ü iyi anlamak ve iyi tahlil etmek gerek.
O yok olan bir imparatorluğun, nasıl ve kimler tarafından yok edilişini ve çok iyi tahlil etmiş, ulusuna güvenmiş, halkın güvenini kazanmış, ihtiras ve menfaatlerden uzak bir yönetim anlayışını ortaya koymuştur.
Ben değil, biz demiştir.
Türk Gençliğine hitabesi ile de kendisinden sonra gelebilecek tehlikeleri ve bu tehlike karşısında Türk Gencinin nasıl hareket etmesi gerektiğini, kimseye güvenmemelerini, muhtaç oldukları kudretin, damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu söylemiştir.
Demokrasilerde siyasi partiler iktidar yarışı yaparlar. Halka kendisini kabul ettirenler iktidara gelir ve Devleti yönetmeye başlarlar. Halkın itimat ve güvenini kazanamayanlar, iktidara gelemezler.
Mustafa Kemal Atatürk, ümmet olan bir milletin güven ve itimadını kazanarak Kurtuluş Savaşını kazanmış ve Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur.
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Diyerek, Allah’ın bir kulu olduğunu, her fani gibi bu dünyadan göç edeceğini, ancak kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar yaşayacağını söyleyerek, Türk Milletinin ve Türk gencinin değerlerine sahip çıkmasını istemiştir.
ATATÜRKÇÜYÜZ DEMEKLE ATATÜRKÇÜ OLUNMAZ.
Atatürkçü olanlar vatana ihanet etmezler.
Dini çıkarları için kullanmazlar.
Milli değerlerini satmazlar.
Dincilik, mezhepçilik, ırkçılık yapmazlar.
Toplumu kandırmazlar.
Yolsuzluk, hırsızlık, yapmazlar.
Devletin malı deniz yemeyen domuz demezler.
Vatanı bölmeye, parçalamaya çalışmazlar.
Misakı Milli sınırları içerisinde kalkınmış, müreffeh bir ülkede yaşamak isterler.
Vatanın her karış toprağı onlar için önemlidir.
Bir karış topraklarının işgal edilmesini ve ellerinden alınmasını istemezler.
Bayraklarının gönderden indirilmesini, minarelerden ezan sesinin susturulmasını istemezler.
Devletin yönetiminde sen ben ayırımı yapılmamasını, herkese eşit muamele yapılmasını isterler.
Egemenliğin kayıtsız, şartsız halkın elinde olmasını isterler.
Tek adam değil, ben değil, biz, bizler, hep birlikte istişare ile en iyi kararı alalım ve uygulayalım isterler.
KISACA:  Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda ve izinde giderek, onun siyasi görüşünü, ülkesi için yaptıklarını ve yapmak isteyip de yapamadıklarını yapmak isterler.
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLMEK, TÜRK KİMLİĞİ ALTINDA ANADOLU’DA YAŞAYAN TÜM İNSANLARLA BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE, KARDEŞCE, DOSTCA YAŞAMAK. MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKARAK,  İLİM VE BİLİM YOLUNDA İLERLEYEREK, ÇAĞDAŞ, MEDENİ BİR TOPLUM OLMAK VE DE KOMŞULARI İLE İYİ GEÇİNMEK İSTERLER.”
04.12.2017
Zekeriya Tümer

30 Kasım 2017 Perşembe

"BIKTIK-USANDIK-TÜKENDİK", TÜMER DİYOR Kİ !.. Gazeteci - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:
BIKTIK,
USANDIK,
TÜKENDİK!..
Sevgili okurlar, inanın yazmak istemiyorum.
Nedeni ise, yazacak o kadar çok şey olmasına rağmen, gerçekleri dile getirememekten, getirsek bile kim anlıyor, kim okuyor ve kim değerlendiriyor?
BIKTIK-USANDIK-TÜKENDİK
Yalan, dolan, arsızlık, soysuzluk, iftira, hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, soygun, vurgun, olmak üzere bütün pisliklerin çoğaldığı bir ortamda, şaşırdık kaldık.
Emperyalist güçlerin birleşerek üzerimize üzerimize geldiği günler yaşanıyor.
Ülkemizin prestiji zedelenirken, dış düşmanlara karşı birlik ve beraberlik içerisinde olmamız gerekirken, sen şunu yaptın, bunu yaptın diye siyasi kavgalar büyüdükçe büyüyor.
2017 bitmek üzere. 2018 yılı girmek üzere.
Umutlu muyuz!?..
Mutlu muyuz!?...
Saman ithal eden bir ülke kalkınmaktan söz edebilir mi?
Biz de yıllarca devlete hizmet ettik. Borçla emekli olduk, halen borç içerisinde yaşam savaşı veriyoruz. Emekli maaşını bile alamıyoruz.
Namuslu yaşama mücadelesi veren, memur, işçi, esnaf, köylü, Çiftçi’nin atadan, dededen, babadan mirası kalmamış ise, mal mülk sahibi olması mümkün olamaz.
Elbette istisnalar vardır. Zamanında belli tasarruflar yapanlar, ekonomisini dengeleyenler, ufak tefek mal ve mülke sahip olabilirler.
Ancak, bunlar milyon dolarlarla oynayamazlar.
Gencecik çocuklar hangi tecrübeleri veya hangi destekler ile milyon dolarlar ile oynuyorlar, şaşırmamak mümkün mü?
Her pisliğin kokusu mutlaka zaman içerisinde çıkar ve suçlu eninde sonunda cezasını çeker. Bu dünyada çekmese öbür mekânda hesabı sorulur.
Bu dünya kimseye baki değildir.
Ülkemizin içerisinde bulunduğu kargaşa ortamında, halkın belli kesimlerinde halen yeni arayışlar devam etmekte.
İYİ parti’ye umut besleyenlerin yanında, ondan da fazla umudu olmayan bazı kesimler, yeni bir parti kurma çabası içerisinde toplantılar yapmaktalar.
Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde ve yolunda gitmeyen hiçbir siyasi parti bu ülkede başarılı olamaz.
Başarılı olduklarını sananlar da zamanı gelince tepe takla oturdukları koltuklarından düşerler.
Yeni kurulacak bir partinin veya kurulmuş olup ta biz Atatürkçüyüz diye yola çıkan partilerde gerçek Atatürkçü olduklarını ispatlamalıdırlar.
Atatürkçüyüz demekle Atatürkçü olunmaz.
Öncelikle bu ülkeye ihanet eden, ihanetleri sabit belgelerle kanıtlanmış olanların, devletin kurumlarından kazınması gerekmektedir.
Bunu yapabilecek güç ve kudrette olunmalıdır.
Türk milletinin milli iradesine ipotek koyulmamalıdır.
Gelecek düşünülmeli, geçmişe dönülmemelidir.
Milli varlıklarımız, topraklarımız ve madenlerimiz yabancılara satılmamalıdır.
Çiftçi, köylü desteklenmeli üretim artmalıdır.
Sahte dincilik, mezhepçilik ön plana çıkarılmamalı, akıl ve bilimin yolunda gidilmelidir.
Atatürk’ün yolunda gidenlerde yolsuzluk, hırsızlık olmaz.
Atatürk’ün izinde giden idareciler servetlerine servet katmaz. Atatürk gibi malını mülkünü devlete ve millete bırakır. Yeni kurulacak parti de bu görüşte olmalıdır.
Laik, Demokrat Türkiye Cumhuriyeti’ne bütün kalbiyle, gücüyle sahip çıkan, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerini koruyan, kollayan, medeniyetin tüm nimetlerinden istifade eden, ülkesi ve milleti için çaba harcayan, vatanın kanla alınmış topraklarının her karışına sahip çıkan, Minarelerden ezan sesini susturmayan, gönderden Türk Bayrağını indirtmeyen, Türk askerinin kafasına çuval geçirttirmeyen, terörü dibinden kazıyan, halkı kutuplaştırıp, bölünmesine müsaade etmeyen bir partiye her zaman ihtiyaç vardır.
Böyle bir parti kurulur veya kurulmuş partilerden birisi bu çizgiye gelirse, halkın çoğunluğunun oyunu alır kanısındayım.
Hadi hayırlısı, 2018 yılında inşallah mutlu oluruz.
30.11.2017
Zekeriya Tümer

30 Ekim 2017 Pazartesi

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR." - TÜMER DİYOR Kİ !.., Gazeteci, Araştırmacı - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE DAİMA, LAİK KALACAKTIR.
Cumhuriyetimizin ilan edilişinin üzerinden 94 yıl geçti.
Kalkınmış, bağımsız ve müstakil ülke olabildik mi?
Emperyalist güçlerin hep birlikte Osmanlı'nın üzerine çullanmaları, Osmanlı Devletinin  yıkılmasına  sebebiyet vermedi mi?
Mustafa Kemal’in öncülüğünde hareket eden Anadolu insanı, kurtuluş savaşı ile Haçlı ordularını yenerek, Osmanlının devamı olan, ancak adını ve rejimini değiştiren Türkiye Cumhuriyetinin temelini attı.
Mustafa Kemal’in karakteri bağımlı olmadan yana değil, bağımsız ve hür yaşamaktan yana idi.
Çünkü Atatürk Türk'tü ve Türk’ün karakterinin yüksek seciyeli olduğunu biliyordu. Türk esaret altında yaşayamazdı.
İyi de nerede o Türkler?
Kemalist düşünce Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938 de vefatından sonra uygulanabildi mi?
Mustafa Kemal başarılı uygulamaları ile dünya devlerini mağlup etmiş ve dünya lideri olmayı hak etmişti.
Mustafa Kemal söylediği her söz ve yaşamı boyunca yaptığı her icraat ile topluma yol göstermiştir.
Bizler anlayabildik mi, değerlendirebildik mi? 
Anlayamadık, anlamak istemedik, halen de anlamaktan yana değiliz.
Zaman zaman Atatürk’ten bahsedildiğinde,”öff yeter, Atatürk Atatürk bıktık artık” diye çatlak sesler yükselmedi mi?
Halen de yükselmiyor mu?
Bugün, nasıl Din suistimal edilerek, menfaate dönüşmüş ise, Mustafa Kemal Atatürk’ün resimleri’de satılarak, menfaat temin edilmeye çalışılmıştır.
Kuran-ı Kerim’in içeriğini okuyarak, dinimiz bizlere neyi emrediyor, Allah bizlerden nasıl davranmamızı bekliyor, bize hangi bilgileri sunuyor, geleceğimiz ile ilgili neler söylüyor, diye düşüneceğimize, şeyhlerin, şıhların, bazı cahil hocaların peşinden giderek, onları zengin etme yolu seçilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği sözlerin içeriğine bakmadan, onun yolundan gideceğimize, onun heykellerinin önünde durarak Atatürkçü olunmaya da çalışılmıştır.
Atatürk'e saygı duyacaksak, onu iyi anlamakla ve yolundan giderek saygı duyalım.
Kemalist düşünce’de olan hiçbir iktidar bugüne kadar iktidar olamamıştır.
Atatürk'ün kurmuş olduğu CHP ise yıllardır İktidar yüzü görememiştir.
Nedeni,  CHP'nin  Atatürk'ün  çizgisinden uzaklaşmak olmasın!
Anıtkabir'e belli günlerde giden devlet erkanı, oradaki deftere çok güzel yazılarak yazmışlardır.
Anıtkabir’den ayrıldıktan sonra, ne söylenen sözler, ne de yazılan yazıların gereği yapılmış mıdır?
Bugün Atatürk’e saldıran, onun devrimlerini yıkmaya çalışan bir zihniyet temsilcileri ortada boy göstermiyorlar mı?
Peki, İslam dinini kendi çıkarı ve hatta emperyalist düşmanların menfaatine kullanarak, Müslümanlığı rezil eden Din düşmanlarını da görmedik mi?
Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen, toplumu kutuplaştırarak, ülkenin bölünmesi ve parçalanması için uğraşan Dindar geçinip, dinsiz, imansız hareketler yapanlar meydanlara çıkmadı mı?
Bugün bir çok genç, “eğer bizim dinimiz bu ise, ben böyle bir dini kabul etmem” demektedir.
İçinde yaşadığımız koşullarda, sömürge olmaya doğru gittiğimiz, satılmayan hemen hemen hiçbir şeyimizin kalmadığı, tarım ülkesi olmaktan çıktığımız, dış borçlarımızın arttığı bir dönemde, Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve düşüncelerini anlayabiliyor muyuz? Neden onun uyguladığı iç ve dış politikayı uygulamıyoruz?
Mustafa Kemal’in kurduğu Türk Ordusu’na kurulan kumpaslar yüreğimizi sızlatmadı mı?
Yapılan bütün bu sinsi hareketler, ordumuzun Kemalist yapıdan uzaklaşmasının bir planıdır.
Atatürkçü olanlar vatan sevdalısıdırlar. Bayrak onlar için kutsaldır. Din ise manevi güçleridir.
Allah Allah diye savaşan tek millet Türklerdir. Ölmekten korkmayan, düşmana esir olmaktansa ölmeyi tercih eden tek ulus Türk ulusudur.
Gençlik Anti-Kemalist hareketlere karşı uyanık olmalıdır. Atatürk’ün Türk Gençliğine hitabesini devamlı okumalı ve düşünmelidir.
Emperyalizm’in işbirlikçileri gençliği, bölmeye, diğer güçler ile arasını açmaya çalışmaktadır.
Bu nedenle gençlik antiemperyalist güçlere karşı uyanık olmalıdır.
Düşman bizi işgal etmeye çalışırsa, kimse merak etmesiz, o zaman karşı fikir ve düşünce de olunsa dahi, herkes tek vücut olur ve düşmanlarını Kurtuluş savaşında olduğu gibi alaşağı eder.
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bugün Amerika başta olmak üzere emperyalist güçler ülkemize saldırı yolunu seçmiştir. İçteki vatan hainleri ile kol koladırlar. İşbirlikçilerini değişik oyunlar ve rollerle devletin birimlerine yerleştirmektedirler. Bunun örneğini FETO denen sahtekârda gördük.
Yıllarca sinsi bir yılan gibi, sokulmuş, milletin saf Duygularını kullanmış, vampir gibi kanlarını emmiş, netice de de 15 Temmuz’da amacını belli etmiştir.
Eğer, Kemalist düşünce devletin tüm kademelerine hakim olsa idi, bu olayları yaşamamız mümkün olur muydu?
Türk Milletinin mücadelesi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşında ve sonrasında yaptığı mücadele gibi olmalı, emperyalizm’in tuzağına düşmemelidir.
Hangi parti, hangi siyasi kuruluş iktidara gelirse gelsin, ülkesinin geleceğini, toplumun bağımsızlığını, refahını istiyorsa Mustafa Kemal Atatürk'ü iyi tanımalı ve onun yolundan ayrılmamalıdır.
BOŞA HEVESLENMEYİN; EMPERYALİST UŞAĞI "DİN TÜCCARI", ŞER VE ŞEAMET DÜŞÜNCEDE Kİ VATAN HAİNLERİ;
TEK YOL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLUDUR. BİZLERİ BU YOLDAN KİMSE ALIKOYAMAZ. BİZLER NE DİNİMİZDEN VE NE DE  ATATÜRKÇÜLÜĞÜMÜZDEN VAZGEÇEMEYİZ. SİZİN GÜCÜNÜZ BUNA YETMEZ.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.
30.10.2017
Zekeriya Tümer
ulusalhaber1881@gmail.com

28 Ekim 2017 Cumartesi

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ TÜM TÜRK ULUSUNA KUTLU OLSUN "TÜMER DİYOR Kİ" ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:
29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ
TÜM TÜRK ULUSUNA KUTLU OLSUN
Emperyalist güçlerin Türklüğü ve Türkiye Cumhuriyetini bölme, parçalama, yok etme çabası içerisinde her türlü ihanete maruz kaldığımız bugünlerde, birlik ve beraberliğimizi bozmadan 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMINI kutlamamız gerek.
İç ve dış düşmanların çevremizde bulunmaları, bizleri korkutmamalıdır.
Sevgili okurlar; üç bin yıl önce orta Asya’da yaşayan , yüzlerce Boy, Soy ve Kavim.. Tanrı korkusu ve sevgisi üzerine, yüksek insani duygu ve düşüncelerle bir töre oluşturmuştur.
Adını da..Töreye uyan anlamında..
TÖRÜK=TÜRK koyarak;
Dünya tarihinin ilk büyük birlikteliğini, ilk büyük milletini oluşturmuştur.
İşte bu birlikteliği gerçekleştiren boy, soy ve kavimlere,
Türki veya Turani IRKLAR DİYORUZ..
Bu birlikteliği sağlayan lidere ise…OĞUZ KAAN..
Bu birlikteliğin en büyük özelliği ise insanlık aleminin bugün bile anlamakta zorlandığı bir ülküye sahip olmasıdır. Bu da, yalnız kendileri için değil,
TÜM İNSANLIK İÇİN ULVİ, İNSANİ VE İLAHİ BİR DÜZEN ARAYIŞI İÇİNDE OLMALARI VE İSTEMELERİDİR.
Zaman zaman, bu birlikteliğin içinde iktidar savaşları çıkmış, Boyculuk, soyculuk, kavimcilik yapanlar olmuş, hatta birbirleri ile savaşmış olsalar bile, Millet olma şuuru hiçbir zaman yok olmamıştır.
Bu durumun en büyük göstergesi, yedi düvelin üzerimize çullandığı,
Yirminci yüzyılın başında bile, millet olma bilinci ile birleşip, Oğuz Kaan töresini
“NEMUTLU TÜRKÜM DİYENE”, sözü ile ortaya koyan,
Bir lider çıkarmamız ve dahi o lider etrafında birleşerek, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURMAMIZDIR.
İşte bu nedenle Cumhuriyet Bayramı, Büyük bir dirilişin adıdır.!
Bu dirilişe ve lideri ATATÜRK’E sahip çıkmak TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ EBEDİYYEN YAŞATMAK ise, hepimizin sorumluluğu ve görevidir.
BU BİLNÇ İÇERİSİNDE İZMİR MARŞI BAŞTA OLMAK ÜZERE, Milli marşlarımız çalınmalı, TÜRK MİLLETİ emperyalist güçlere karşı birlikte, dimdik ayakta olduğunu ispatlamalıdır.
NE MUTLU BİZE Kİ, CUMHURİYET BAYRAMIMIZ VAR.
NE MUTLU TÜK’ÜM DİYENE…
28.10.2017
Zekeriya Tümer