21 Nisan 2018 Cumartesi

"DEMOKRASİ VE LAİKLİĞİN SINAVI" - TÜMER DİYOR Kİ!... Gazeteci-Yazar, ZEKERİYA TÜMER


TÜMER DİYOR Kİ: 

LAİKLİĞİN, CUMHURİYET VE DEMOKRASİ İLE SINAVI

Sevgili okurlar: (1918 )1.Dünya savaşı bitmiş, Osmanlı çökmüş, yurdun her tarafı işgal edilmiş, köylerimizde, kentlerimizde nerede ise eli silah tutan erkek kalmamıştı. Kadınlarımız, çocuk yaşta ki erkekler ve hatta kız çocukları vatanın kurtarılması, esaret altında yaşamamak için mücadele ederlerken, annelerin yürekleri sızlarken Mustafa Kemal Anadolu halkını ayağa kaldırmış ve İstanbul’daki padişahın idaresindeki meclisin bir işe yaramayacağına karar vermiştir.

23 Nisan 1920 de Türk Milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarihtir. Atatürk, 23 Nisan 1924’te ’23 Nisan’gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir.

Dünya çocuklarının da kutladığı 23 Nisan Bayramını dahi kutlamamak için bahaneler arayan Hükümet, elbette artık bu yükü taşıyamayacak hale gelmiştir.

T.B.M.M.nin gücünün yitirilmesi, tek kişinin hakimiyeti ile ülkeyi yönetmeye çalışan Siyasi İktidar milletin iradesini temsil edemez.

Ülkenin 15 yıl içerisinde geldiği durum bellidir. Son günlerde yaşanılanlar ise ülkenin hem ekonomik ve hem de siyasi yönden çöktüğünün işaretidir.

Doların yükselişi engellenememekte ve ekonomiye yansıyarak enflasyonun artmasına sebep olmaktadır.

Suriye olayı, dışarıda itibarımızın yitirilmesi, dostların azalıp düşmanların artması, iktidarı zor durumda bırakmıştır.

AKP Partisinin Başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T.E. konuşmalarında erken seçimin olmayacağını defalarca söylemiştir. Tayyip ne demişti: “Halkı aldatamazsın, zamanı gelince seçim yapılır.” Demek ki zamanı geldi ve seçim kararı alındı.

Siyasette, söylenen sözlere itibar edilmeyeceğini bir kez daha anlamış olduk.

Sözden çok yapılan icraatlara bakmak gerek.

24 Haziran 2018 tarihinde aniden erken seçim kararı alındı.

Neden?

Erken seçim kararları neden alınır?

Erken seçimin asıl amacı, ülkeyi yönetemiyoruz, yeni bir yönetimin gelmesi için seçime gidilip, yeni bir yönetimi iktidara getirin demektir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde millet iyi bir ders vermişti. Ancak 1 Kasım 2015 de yapılan yeni bir seçimle, AKP’ ti gerekeni yaptı ve iktidarı yeniden ele geçirdi.

O günden bu yana hiçbir şey değişmedi ve gittikçe ülke batağa doğru sürüklenmeye devam etti.

Demek ki, ülke iyi yönetilmiyor. Gittikçe batıyor. Kurtarılması için daha yetenekli idarecilerin iş başına gelmesi gerek.

Deneneni bir daha yeniden denememek gerek.

Seni batıran ortağın ile yeniden iş hayatında ortak olursan, gene batacaksın demektir.

Hatalar yapılır. Hatalardan ders alamaz isen, devamlı hata yaparsın ve batmaya, mahvolmaya mahkûm olursun. Sonradan üzülmek sana bir fayda getirmez.

Suudi Arabistan laikliğe doğru adım adım yaklaşırken, bizim uzaklaşmamız akıl ve mantığa karşıdır.

Belamızı istemeyelim!

24 Haziran seçimlerini çok iyi değerlendirip, eskisinden daha güçlü bir irade ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini idare edebilecek Siyasi İradenin başa gelmesi sağlanmalıdır.

24 Haziran’da Demokrasi ve Laikliğin sınavı verilecektir.

Demokrasiye sahip çıkamaz isek, geleceğimizin karanlık olacağı, çocuklarımızın Bayramlarını kutlayamayacaklarını düşünmemiz gerek.

SON SÖZÜMÜZ:

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının tüm ulusumuza kutlu olmasını diler, çocuklarımızın geleceği için 24 Haziran seçimlerinde duyguların değil, aklın öne çıkmasını dilerim.

Zekeriya Tümer
21.04.2018
Ulusalhaber1881@gmail.com

17 Nisan 2018 Salı

HAÇLI SEFERLERİ BAŞLADI "TÜMER DİYOR Kİ!.." Gazeteci, Araştırmacı - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:

HAÇLI

SEFERLERİ
BAŞLADI!..

Amerika Irak’a da, aynı bahaneyle girdi ve Saddam devrine son verdi.

Kimyasal silahla ölenlerin sayısının kaç katını Amerika Irak’ta öldürdü.

Suriye’deki olay biraz daha farklı.

Türkiye’nin Rusya ve İran’dan aldığı destek ile cesurca girdiği Afrin’de gösterdiği başarı Amerika’yı kuşku içerisine soktu. Kaygılandırdı.

Ortadoğu’daki amaçlarının (BOB ve BİP Projeleri) gerçekleştirilemeyeceği kuşkusuna düşen Amerika arkasına İngiltere, Fransa, desteğini de alarak Suriye’yi bombalamaya başladı.

Rusya’nın Suriye’de hâkimiyet kurması; İran’ın da oraya yerleşmesi ve Türkiye’nin askeri alanda güçlü olduğunu ispatlaması Amerika’yı çıldırttı.

Ey Amerika, sen İsrail askerlerinin Filistinlileri çoluk çocuk demeden vahşice öldürmelerine neden duyarsız kalıyorsun?

Bırak safsatayı. Gerçeği dile getir. Senin amacın, Müslüman insanların öldürülmesinden zevk alman.

İnsanlıkmış.

Hikâye.

Kimyasal silahla insanları öldürmek elbette hoş değil. İnsanlar acı çekerek ölürler.

IŞİD denen teröristlerin insanları döve döve öldürmeleri, kafalarına kurşun sıkmaları, kılıçla kafalarını kesmeleri, bunlar vahşet değil mi?

İsrail’in yıllardır katliam yaptığı, masum insanları ve çocukları, kadınları vahşice öldürdüğü Filistinliler öldürülürken neden suskun, puskun, sessiz ve sedasız duruyorsunuz?

Yıllarca bunlara neden engel olma teşebbüsünde bulunmadınız?

Siz , Emperyalistler Müslümanlar ölürken kılınızı kıpırdatmıyorsunuz?

Türkleri ve Müslümanları dünyadan silmek, yok etmek istiyorsunuz, ondan sonra da insan hakları deyip uydurma politikalar ile ülkeleri işgal ederek sömürmeye çalışıyorsunuz.

Kimi kandırıyorsunuz?

Allah’sa hepimizin Allah’ı. Senin de Allah’ın tek benim de tek. O Allah hepimizin ortak tek Allah’ı. Sen Hıristiyan olabilirsin, biz de Müslüman’ız.

Önemli olan Ahlaklı olmak.

İnsan olarak hepimiz eşitiz.

Bunu bir kere olsun anlayabilseniz!..

Amerika senaryo’yu kendisi hazırlar ve onu kamuoyuna sunar, herkese yutturur, sonra da gerçekmiş gibi harekete geçer.

Suriye’de de bunu uyguladı.

Amaç belli. Ortadoğu da ben varım, bensiz hareket edemez kimse, demek istiyor.

Rusya Amerika’ya meydan okumaya başladı. Bundan sonraki saldırıya karşılık vereceğiz diyor. Ortadoğu’da 3. Dünya savaşını patlatmaya çalışılıyor. Bunun amacı da Ortadoğu’yu parçalamak ve paylaşmak.

CHP OTURMAYA BAŞLADI!.. 
NE ZAMAN AYAĞA KALKAR, BELLİ DEĞİL!

CHP oturmaya başladı. Yakında inşallah ayağa da kalkar. 16 Nisan referandumunda sandığa hâkim olamamış, Yüksek Seçim Kuruluna mağlup olunmuştu. Şimdi korku dağları sardı. Önümüzdeki seçimlerde AKP nin iktidarı hiçbir şekilde bırakmayacağını anlamaya başladılar.

Ekonomi çöküyor, dolar yükseliyor, atanamayan öğretmen intihar ediyor, işsiz kalan baba çocuklarına ekmek götüremediği için ağlıyor, şeker fabrikaları kapanıyor, ülke batağa doğru sürükleniyor, gene de herkes hayatından memnun!..

Hayret etmemek mümkün değil!

Suudi Arabistan Laikliğe doğru adım adım yaklaşırken, biz Suudi Arabistan’ın boşluğunu doldurmaya doğru mu gidiyoruz?

Dinci geçinen Dinsizlerin Cumhuriyetten intikamlarının sebebi belli!

Bu dinci geçinen dinsizlere yol vermemişti Mustafa Kemal Atatürk. Dedelerinin halkı zehirledikleri, İslam’a ve Müslümanlığa zarar verdiklerini tespit ettiğinden tekkeleri ve zaviyeleri kapatmış, yobaz Din adamlarını cezalandırmıştı.

İlim ve irfan sahibi Din adamlarını yanına almış Diyanet İşleri Başkanlığını kurarak İnsanların Ahlak’lı bir Dindar olabilmelerinde devletin öncü olmasını istemişti.

İşte Cumhuriyet düşmanları Atatürk’ün sindirdiği dinci geçinen din düşmanlarının torunları.

Şimdi fırsatı yakaladılar ve intikam peşindeler. Saçma sapan sözler söyleyerek, ahkâm keserek halkın aklını bulandırıyorlar.

Halkta akıl da kalmadı ya, düşünme yeteneğini bile yitirdi millet.

BİZLERİ DE ZEHİRLEMEYE ÇALIŞIYORLAR

Nişastalı şeker üreten ve Türkiye’ye yerleşen firmanın Türk milletini zehirleyerek, ileri de, yani 10-15-20 sene sonra kanser olarak öleceklerini bile bile bu kansorejen maddenin üretilmesine neden göz yumuyorlar?

Türkiye’de üretilen ürünlerin çoğunda kansorejen maddeler olduğu açıklanıyor. Bunun amacı, Türk soyunu kanser yaparak yok etmek.

Anneler-babalar, çocuklarınızı doğal besinlerle beslemeye çalışın, yoksa 10-20-30 yıl sonra dizlerinizi döversiniz. Yavrum kanser oldu, ölecek diye üzülürsünüz.

SON SÖZÜMÜZ:

Son sözümüzü bir Cami İmamının Cami duvarına astığı güzel yazı ile bitirelim.

Çocuklarımıza ibadetleri öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim.

YOKSA ÇOCUKLARIMIZ:

-NAMAZ KILAN BİR HIRSIZ,

-ORUÇ TUTAN BİR SAPIK,

-HACCA GİDEN BİR YALANCI,

-KURBAN KESEN BİR TEFECİ,

-ŞEHADET GETİREN BİR TERÖRİST OLABİLİR.


SAYIN ANNELER VE BABALAR, İŞTE GERÇEK BU.

AHLAKLI BİR NESİL YETİŞTİRMEK BİZLERİN GÖREVİ OLMALIDIR.


17.04.2018
ZEKERİYA TÜMER
Ulusalhaber1881@gmail.com

2 Nisan 2018 Pazartesi

MÜJDE!. MÜJDE!!!!.... TÜMER DİYOR Kİ, (BİR NİSAN ŞAKASI) Gazeteci, Araştırmacı - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ:

MÜJDE MÜJDE!..

Sevgili okurlar; yakında ülkemiz güllük gülistanlık olacak.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Güçlü bir Hükümet’e sahip oluyor.

Bütün siyasi partiler birleşiyor ve ülkenin geleceği için çok önemli kararlar alıyor ve yeni bir Hükümet çatısı altında birleşiyorlar.

Güçlü devlet,
Güçlü Hükümet, 
Güçlü ordu....

Kalkınma hamlesi başlıyor.

Bütün verimli topraklarımız ekiliyor, buğdayımız, pamuğumuz, tütünümüz, şeker pancarımız ambarları dolduruyor.

Sebze ve meyve dâhil, dünyaya gıda maddesi ihraç ediyoruz.

Madenlerimiz bilhassa Bor madeni ve Lityum madeni işleniyor ve sanayimiz büyüyor, üretim artıyor, tüketim azalıyor, işsizlik son buluyor.

Göllerimiz, Nehirlerimiz, Denizlerimiz, tertemiz, pırıl pırıl, balıklar ve su ürünleri ile dopdolu, balık bolluğu yaşayan ve su ürünleri ihraç eden ülke durumuna geliyoruz.

Anarşi, terör, yok oluyor.
Dünya bize gıpta ile bakıyor.

Amerika, Çin, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya hatta Japonya şaşkın.

Amerikan Başkanı Donald J. Trump, üzkün ve süzgün, özür diliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pişmanlığını ifade ediyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, aman diliyor.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Türkiye ile hiçbir sorunumuz kalmadı, Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyoruz, diyor.

Emperyalizm ülkemiz önünde diz çöküyor, aman bizimle komşuluk ilişkilerinizi bozmayın diyor.

Yunanistan işgal ettiği adaları geri veriyor, Ege Denizinin Türk denizi olmasına ses çıkarmıyor.

Araplar, “Siz bizden daha iyi Müslümansınız, gelin bize Müslümanlığı öğretin, bütün petrolümüz sizin olsun “ diyorlar.

Tüm dünya devletleri Güçlü ve kararlı Ordumuzdan korkuyorlar, Ortadoğu dan ellerini, ayaklarını çekiyorlar.

İsrail bizden tohum almak için yalvarıyor.

Fabrika sayıları artıyor, bacalar tütüyor, devlet her şeyi kontrol altında tutuyor. Özel sektör halkı kazıklayamıyor.

Milli gelir yükseliyor, emekli ve çalışanlar mutlu bir yaşam sürmeye başlıyor.

Toplumda saygı, sevgi, ahlak en üst düzeyde. Kimse kimseye karışmıyor, herkes dininde, giyiminde, düşüncesinde serbest.

Basın hür ve istediğini yazıyor, eleştiriyor, karikatürlerle halkı güldürüyor.

Millet bir bütün olmuş, kimse kimsenin ne dinine ne de diline, ne de etnik kökenine karışmıyor. Dostluk, kardeşlik, birlik ve beraberlik içerisinde yaşıyor.

Herkes mutlu ve huzurlu. Torunlarının, çocuklarının geleceklerinden endişe duymuyor.

Polisler suçlu peşinde koşmuyor, hapishanelerde kimse kalmıyor.

Elektrik ucuz, su bedava.
Ev derdi, iş derdi, aş derdi yok. Rüşvet, hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk yok.
Caddeler tertemiz, ulaşım sorunu kalmamış.
Sebze, meyve bol, doğal, organik üretiliyor. 
Hava temiz, su temiz, kanser olan yok.

Trafik sorunu yaşanmıyor, ulaşım rahat, herkes her yere istediği dakikada ulaşıyor.

Ülkenin her yerinde turist kaynıyor, bol bol dövizler Bankalara yatıyor.

Türkî Cumhuriyetler “sizin sayenizde bizde huzurluyuz” diyorlar.

Türk Dünyası Güçleniyor.

Çin korkusundan Uygur Türklerine baskı yapmaktan vaz geçiyor, kardeşçe geçinmeye çalışıyor.

Türkiye çağdaş, kalkınmış, modern laik Demokrat Hukuk ve Sosyal bir devlet olarak dünyanın en saygın devleti oluyor.

Yakında, çok yakında, az kaldı. İster inanın ister inanmayın. Yakında huzur dolu günler yaşayacağız.

Nisan birrrrrrr ! . . . . .

01.04.2018
Zekeriya Tümer
Ulusalhaber1881@gmail.com.

21 Mart 2018 Çarşamba

"ALDATANLAR-ALDANANLAR" - TÜMER DİYOR Kİ!.. Gazeteci, Araştırmacı - Yazar: ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ: 
ALDATANLAR 
VE 
ALDANANLAR!..
 Sevgili okurlar, toplumun yozlaşmasını, akıl tutulmasını, bilincin yitirilmesini, duyarsızlığını, ahlaki değerlerin yitirildiğini, görmekte ve yaşamaktayız.
Bunların nedenlerini araştırmamıza gerek de kalmıyor.
Nedenler ortada!
Son 15 yıldır bizleri kimler idare ediyor?
Siyaset nasıl işliyor?
Kimler bizlerle dalga geçiyor.
Kimler bizleri kandırıyor, aldatıyor?
Farkında mısınız, yoksa değilmisiniz?
Siyasi iktidarlar; halkın refahı, huzuru, ülkenin kalkınması, milli gelirimizin yükselmesi dâhil her konuda çaba harcamalıdırlar.
Harcıyor ve çalışıyorlar mı?
Son günlerde yaşanılan olaylar, alınan kararlar, çıkarılan yasalar karşısında Milletin aklı gitti, kayboldu, akıl tutulması yaşanıyor.

Algı operasyonu verimliliğini gösteriyor.
Ekonomik sıkıntı içerisinde yaşayan toplumun çoğunlukta olan kesimi, gelirimi nasıl, nereden arttırırım diye, 27 yaşındaki tombula paralarını kaptırıyor.
70 bin insan kandırılırken, seksen milyon insanın da hakkı yeniyor, haberimiz yok.
Şehrin en işlek otobüs durağının önüne vatandaş arabasını park ediyor, dörtlüleri yakıyor, çekip gidiyor. Durakta bekleyenler şaşkın bile değiller.
Belediye otobüsü durağa yanaşamıyor, yolun ortasından yolcuları almaya çalışıyor.
Kimsede çıt yok. Bazı yaşlı olanlar kızsa da yapabilecekleri bir şey yok.
Kadın yolda yürürken, birileri çantasını kapıyor kaçıyor, zavallı kadın yerlerde sürünüyor, millet seyrediyor.
Yaşlı ninem otobüse biniyor, gençler uyuma numarası ile gözler kapalı, kulaklıklarında cep telefonunun kulaklıkları takılı uyuyor, kimse uyandırmıyor.
Hırsızlık, talan, vurgun, yalan söyleme, dolandırıcılık, dilencilik arttıkça artıyor.
Sıkıntılı olan vatandaş iyi niyetinin kurbanı olmaya devam ediyor.

Uyanıklar, bu insanları çok çabuk kandırıyorlar.
Hadi, toplumun bir kesimi aldatılıyor, kandırılıyor, diyelim.
Vallahi ben ülkemizde yaşayan insanların % 90'ının aldatıldığına inanmaya başladım.
Aldatma fiziksel ve ruhsal olabilir.
Aldatanlar da aldatılma korkusu yaşayarak, paranoyak olurlar.
Aldatanları da mutlaka bir gün gelir bir başkası aldatır.
Günümüzde aldatma şartlarının tanımı çok değişti.
Facebook, internet, sosyal ortamlar ve iş ortamlarında aldatmalar.
Asıl önemli aldatmalar da ülkelerin birbirlerini aldatmalarıdır.
Hele ki siyasilerin seçmenlerini aldatmaları zirvededir.
Aldatmanın, kandırmanın tek sebebi vardır, menfaat ve çıkardır.
Aldatma denince, hemen kadının kocasını, kocanın karısını, sevgililerin birbirlerini aldatmaları akla gelir.

Halbuki aldatmak ve kandırılmak sadece bu değildir.
Aldatılmak kelimesinin arkasında kandırılmak vardır. Aldatmak isteyen insan, karşısındakini oyuna getirmek isteyerek, onu beklenilenin dışında kendi istediği davranışa yöneltmektir. Böylece, aldatılan kişi kandırılmış, oyuna getirilmiş, beklemediği ve hiç istemediği bir davranışa maruz bırakılmıştır.
Hiç dikkatinizi çekmiyor mu? Mağazalarda ki etiketlerin üzerinde hep 90 yazısı vardır.
Örneğin, bu elbise 190 lira 99 kuruş der. Göz göre göre bizleri kandırırlar, herkes de bunu bile bile yutar.
Aldatılma, kandırılmanın en kötü ve acı tarafı ülkenin geleceğinde halkın aldatılma ve kandırılması'dır.
Söylenen sözler ile yapılan icraatlar ayrı olunca, millet aldatılıyordur.
Şahsi aldatmalar, kişilerin kendisine zarar verir. Ancak, toplumun aldatılması, ülkenin topuna zarar verir.

Gerçekler ortadadır.
Herkes, kendi kendini sorgulamalı ve her şeye evet dememeli, haksız uygulamalarda sesini çıkarmalı ve birbirini uyarmalıdır.
Otobüs durağının önüne arabasını bırakan kişiye, vatandaş müdahale edebilmelidir.
Köpekler bile caddede karşıdan karşıya geçerken, yaya geçidinde yeşil ışığın yanmasını beklerken, insanlar kırmızı yanarken geçmeye çalışmakta, sağdan yürümeyip, soldan yürüyerek birbirlerine çarpmaktan zevk almaktalar.
Bilinçli olan toplumlar, yanlışlıkları daha iyi görür ve yaptıkları olumlu ikazlar ile toplumun düzenini kurabilirler.
Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmanın zamanı geldi de geçiyor.
Ahlaksızların, namussuzların, yalancıların, dolandırıcıların, hırsızların
Çoğaldığı bir dünyada, ahlaklı ve faziletli bir toplum olmak zorundayız.
Haksızlığa boyun eğmek, kandırılmaya, aldatılmaya göz yummak, başım belaya girer korkusu ile bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen toplum olmaktan vaz geçmemiz, haksızlıklara dur dememiz gerek.
Korkunun ecele faydası yoktur.
AHLAKLI, FAZİLETLİ, DUYARLI, BİLİNÇLİ, MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZE, VATANIMIZA, BAYRAĞIMIZA SAHİP ÇIKAN BİR MİLLET OLMALIYIZ.
ALDATILMA, KANDIRILMA, ALDATMA, KANDIRMA...
21.03.2018
Zekeriya Tümer
Ulusalhaber1881@gmail.com

5 Mart 2018 Pazartesi

"YERLİ VE MİLLİ OLMAK!.." - TÜMER DİYOR Kİ., Gazeteci-Yazar, ZEKERİYA TÜMER

TÜMER DİYOR Kİ: 
YERLİ VE MİLLİ OLMAK
Sevgili okurlar, ne güzel bir söz değil mi?
Yerli olacaksın ve milli değerlere sahip çıkacaksın.
2019 da ki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın. Dediğine bakılırsa; “2019 seçiminin yerli ve milli olanlarla, ipi başka mahfillerin elinde bulunanlar arasında geçeceği açıktır. FETÖ’den PKK’ya kadar tüm aktörler bu çerçevede pozisyon almaktadır. Bizim yerimiz her zamanki gibi milletimizin yanıdır.” Diyerek. ‘’Sayın Bahçeli’nin yerli ve milli duruşunu özellikle vurgulamam lazım. Bu yerli ve milli duruşla birlikte inanıyorum ki ülkemizde bizi bölmek, ayrıştırmak isteyenler bu hedeflerine ulaşamayacaklar”, demiştir.
Bu konuşmasını TBMM’n de AK Parti grup toplantısında yapmıştır.
Geçmişte, karşılıklı birbirlerine söylenen hiç hoş olmayan hakaret vari sözler unutulmuş ve geride kalmıştır. Yerli ve milli olanlar bir araya gelmiş!
İşte siyaset böyle bir şeydir!.. 
Sevgili okurlar, 2019 da 3 seçim var. Bu seçimlerin yerli ve milli olanlarla yerli ve milli olmayanlar arasında geçeceğini söylemiş Cumhurbaşkanı R.T.E.
Demek ki Türkiye’de iki grup var, yerli ve milli olanlar olmayanlar.
Bu gruplar kimler? Cumhurbaşkanımız bu sözleri ile kimleri kastediyor acaba?
Muhalif partilerinden M.H.P. nin dışındaki diğer partiler yerli ve milli değiller mi?
Bu konuya C.H.P. başta olmak üzere, muhalefetteki partiler ne diyor?
AK Partiyi ve M.H.P.yi tutan vatandaşların dışında, diğer partileri tutan vatandaşlar yerli mi, milli mi, yoksa değiller mi?
Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden ve yolundan gidenler hangi kategoride?
Evet’ciler yerli ve milli, hayırcılar yerli ve milli değil mi?
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan herhalde bunları kastetmiyordur! Belki onun kastettiği başka şeylerdir.
Neyse biz siyasette nelerin kastedildiğini anlayamıyoruz.
Herkes kendi kendini değerlendirsin, yerli misin, milli misin, incele ve araştır kendini.
Bak bakalım Sen hangi kategoridesin.
Seçimlerde oyunu da ona göre verirsin. Yeter ki kendi aklını kullanarak oyunu ver. Ülkenin geleceğini ve torunlarının geleceğini düşün, kimsenin etki ve tesirinde kalmadan kullan oyunu.
Biz Gümrükçüler bir malı ithal ederken, menşeinin ne olduğunu araştırırız.
Yani hangi ülkede üretilmiş.
Gelen mal hangi ülkede üretildi ise o ülkenin yerli malı sayarız.
Eh bizler de Türkiye Cumhuriyetinde doğmuş, büyümüş, okumuş, iş sahibi, olmuş, aşımızı, işimizi, malımızı, mülkümüzü burada almış, burada oturuyor isek ve de Vatanımıza, milletimize, Bayrağımıza, yerli üretimimize, yerli mallarımıza sahip çıkıyorsak, herhalde yerli sayılırız.
Yerli olmak, kendi topraklarında üretilen ürünlere sahip çıkmak, tarihine, kültürüne, inancına, irfanına sahip çıkmak, ülkesinin topraklarını, madenlerini, yer altı ve yer üstü değerlerini, başkalarına satmamak, bulunduğu ve üzerinde yaşadığı toprakları korumak, kendi öz değerlerine sahip çıkmaktır.
Yerli malı, yurdun malıdır. Yerli üretimi arttırmak, fabrikaları kapatmak değil arttırmak yerliliktir.
Milli olmak ise milli kimliğimizle mümkündür. TC Kimliğini taşıyorsak, Türkiye Cumhuriyetinin milli vatandaşıyız.
Ayrıca Milli olmak; Milli ve manevi ortak değerlerimize, tarihimize, vatanımıza, dilimize, gelenek ve göreneklerimize dayalı olarak asırlarca oluşmuş milli bağlarımıza, bayrağımıza sahip çıkmaktır.
Düşmana karşı birlik ve beraberlik içerisinde olup, vatanın her karış toprağını canı pahasına korumak milli şuur içerisinde hareket etmektir milli olmak.
Türkiye Cumhuriyeti devletini korumak, yaşatmak, milli şefimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde ve yolunda gitmek milli olmaktır.
Ülkenin milli kuruluşlarına, milli değerlerine sahip çıkmak, yabancı kuruluşlara satmamak milli olmaktır.
Devletinin kurumlarında milli değerlere sahip çıkan kendi şahsi çıkarını değil devletinin çıkarlarını ön planda tutanlar millidir.
Bizi yönetenlerin de milli bir politika uygulaması hepimizi sevindirir. Ülkemizin ve milletimizin çıkarları her zaman ön planda olmalıdır. Milli iradeye hepimiz saygı göstermeliyiz.
2019 seçimlerini kazanabilmek için her türlü yasal tedbirlerin yasalar çıkarılarak alındığı bilinmektedir.
MHP ve AK Partinin tek vücut hareket etmesinin de sebebi bellidir. Devletin Bürokrasi kanadının çoğu MHP Bürokratlarının elindedir. Bahçeli bunları da korumak için, AK Parti ile beraber hareket ediyor denilebilir. Belki daha başka, bizlerin bilmediği sebepler de olabilir. Bahçelinin kendi kararıdır. Saygı duymak gerek.
İktidar partisinin aldığı tedbirler karşısında muhalefet partileri de bir araya gelip birleşemez iseler, geçmiş olsun, iktidar gene AK Parti’nindir.
Sandıklara sahip çıksanız, Yüksek Seçim Kurulunda kaybedersiniz. Sandıklara da sahip çıkılabileceğini pek sanmıyorum!
Mühürsüz oyların bile geçerli sayılacağı bir seçimde sandıklara hâkim olmak o kadar kolay olmasa gerek. Her sandıkta en az iki cesur yürekli kişilere ihtiyaç vardır.
15 Temmuz Darbe girişimini çok iyi değerlendiren AK Parti, şimdi de ordumuzun sınırımızın güvenliğini korumak amacıyla başlattığı Zeytin Dalı harekâtını da çok iyi değerlendirmektedir.
Türk milletinin milli ve manevi duyarlılığını çok iyi değerlendiren AK Parti, ordumuzun başarılı harekâtını da çok iyi değerlendirerek, halkın sempatisini üzerine çekerek, oyları toplayabilir.
CHP kendi içerisinde kaynamakta ve Atatürk’ün kurduğu parti olmaktan çıkarak altı okun değerini veremediğinden halkın belli kesimi güven duymamaktadır. . Tüzük tadilatında da çok şeyin değişeceği zannedilmemektedir.
İnatla CHP nin başında duran Kılıçdaroğlu’nun, CHP yi iktidara taşıması zor gözükmektedir.
Eğer CHP’ nin önderliğinde bütün muhalefet partileri AK Partinin MHP ile yaptığı ortaklık gibi bir ortaklık yapabilirlerse, belki o zaman seçimlerde başarılı olabilirler.
Şu an Türk Milletinin en büyük dileği, Zeytin Dalı harekâtının başarılı olması, lanet terörün kökünün kazınmasıdır. Ülkenin huzurlu bir ortama gelmesi, yoksulluğun son bulması, yerli üretimimizin artması, pahalılığın son bulmasıdır. Fabrikaların kapatılarak, işçilerin işsiz kalmaması, yabancıların ne olduğu belli olmayan ürünlerini yememize mecbur bırakılmamamızdır.
Bir de en büyük isteği Yerli ve milli olabilmemizdir.
Haydi, hep beraber yerli malı yurdun malı, her Türk bunu kullanmalı, diyelim ve yerli üretilen mallarımızdan başka malları almayalım. Yabancı mallara düşkün olmayalım. Ülkemizin her tarafında yiyecek, içecek malları satan yabancıların açtıkları yerlerden yiyecek ve içecek almayalım.
Yerli sanayimizi geliştirelim. Mustafa Kemal Atatürk’ün önem verdiği yerli ürünlerin üretilmesi için çaba harcadığı, kurduğu fabrikaları kapatmayalım, satmayalım.
Köylümüze, çiftçimize destek olalım.
Hayvancılığımız, dâhil, her türlü sebze, meyve üretimimiz artsın.
Buğdayımızı, pamuğumuzu, samanımızı ithal etmeyelim, ihraç edelim.
Yabancı şirketler ülkemizi işgal etmesin.
Yerli sanayimiz ve yerli ürünlerimiz artsın.
Milli eğitim politikamız uygulansın.
Çocuklarımıza verilen, yabancıların bize önerdikleri eğitim politikasından vazgeçilsin.
Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine kulak verelim. Onun kısa zamanda uyguladığı ekonomik kalkınmayı örnek alalım.
Şu sözlerine dikkat edelim:
“Milli tutumu ve üretimi artırmak, yatırımı geliştirmek, yatırımları verimli şekilde kullanmak devletin hedefidir.” “Yerli malı Türk’ün malı, her Türk onu kullanmalı.” “Yabancıya giden para, bir daha geri dönmez.
SON SÖZÜMÜZÜ DE GENE BÜYÜK ŞEF, DÜNYA LİDERİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN SÖZÜ İLE NOKTALAYALIM: 
“BİZ TÜRKLER, TARİH BOYUNCA HÜRRİYET VE İSTİKLAL TİMSALİ OLMUŞ BİR MİLLETİZ. TAM BAĞIMSIZLIK DENİLDİĞİ ZAMAN, DOĞAL, SİYASAL, MALİ, ADLİ, ASKERİ, KÜLTÜREL VE HER ALANDA TAM BAĞIMSIZLIK ANLAŞILIR.
BAĞIMSIZLIKTAN YOKSUN BİR ULUS, UYGAR İNSANLIK KARŞISINDA UŞAK OLMAKTAN KURTULAMAZ. BİLELİM Kİ, MİLLİ BENLİĞİNİ BİLMEYEN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERİN AVIDIR.”

05.03.2018
Zekeriya Tümer
Ulusalhaber1881@gmail.com

19 Şubat 2018 Pazartesi

ALLAH'TAN KORKMAZ KULDAN UTANMAZ AHLAKSIZ MAHLUKLAR!, Zekeriya TÜMER - TÜMER DİYOR Kİ!..

ALLAH'TAN KORKMAZ KULDAN UTANMAZ
AHLAKSIZ MAHLUKLAR!

Sevgili okurlar; son günlerde toplumda ahlakın çöktüğünü belirten insanlık dışı olaylara şahit oluyoruz.
Ulusal haberin ana sayfasındaki haberi okuduğumuzda tüylerimiz diken diken olmakta.
“Eşine ve 4,5 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunan, başka bir kadına da cinsel saldırı suçundan 2 yıl 10 ay mahkûmiyeti olan şahıs serbest bırakılmış” Hayret ki ne hayret!
Bu olaylar ne ilk ve ne de son olacaktır.
Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan, insanlıkla ilgisi olmayan, şeytanla düşüp kalkan, ahlaksız, faziletsiz, namussuz, şerefsiz, vicdansız, insanlık dışı yaratık Allah senin belanı versin.
Bu adam Çin’de, İran’da yaşasa idi, ya asarlar, ya da iğdiş ederlerdi.
Şu an bizi kimler idare ediyor anlayamıyorum!
Bu ahlaksız, soysuz, insanın ömür boyu hapis yatması cezasının verilmesine kanunlarımız yeterli değil mi?
Eğer yeterli değilse, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan Milletvekillerimiz vicdanlarının sesini dinlesinler ve bu gibi insanlara daha ağır cezalar uygulayacak kanunları çıkarsınlar.
İnsanlık bitti mi? Vicdani sesler sustu mu?
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ her an Müslümanlığı savunmakta ve devlet nizamına yerleştirme çabası göstermekte.
Peki, Müslümanlıkta böyle sapık, ahlaksızlıklara göz yumulur mu?
Fikir suçu işledi diye, yazı yazan veya kendi düşüncesini açıklayan insanların yazdıkları ve söyledikleri sözler, yazılar suç olarak kabul ediliyor ve bu kişiler ömür boyu hapisliklere çarptırılıyor da, bu baba gibi topluma zehir saçan ahlaksızlar neden serbest bırakılıyor.
Bizler, Müslüman isek, dinimize bağlı isek, ALLAH’TAN KORKAN, KULDAN UTANAN isek, çok daha AHLAKLI, DÜRÜST, NAMUSLU bir toplum olmak zorundayız.
Hepimizin kız çocuklarımız, torunlarımız var. Allah göstermesin, ya bunun gibi sapık ruhlu insanlar, bizlerin, sizlerin çocuklarınıza, torunlarınıza da musallat olursa!
Bunları devletimizin düşünmesi gerek.
Sevgili okurlar, herkes insanlığın kötüye gittiği hususunda şikâyetçi olmakta, ancak kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmemekte.
Herkes yaşadığı hayattan ve geleceğinden şikâyet etmekte, ama hiç kimse önce kendini sonra da yaşadığı hayatı değiştirmeyi düşünmemekte.
Saatin yelkovanı hep ileri gider. Zaman geriye dönmez, ileri gider. Kaybettiğin zamanı geri getiremezsin.
Yıllarca geleceğimizin iyi olması umudu ile yaşadık. Ülkem kalkınır, rahat ve mutlu bir yaşam süreriz, diye düşündük.
Ancak; her geçen gün ülkemiz karanlık günlere doğru gitmekte.
Gerçekler meydanda!..
Emperyalist güçler adım adım emellerine kavuşma yolunda ilerliyorlar.
Suriye’de kahramanca savaşan Türk Askeri’ne hepimizin destek olması vatan borcudur.
Ancak, içimizde beslediğimiz Sur iye’li gençler neden ülkeleri için savaşmazlar? Yoksa onların çoğu Osmanlı zamanında Anadolu’dan Suriye’ye göç etmek zorunda kalan, Ermenilerin torunları olmasın? “Bana ne, ben neden oraya gidip savaşayım, diyenlere rastlanmakta.
Çin baskısından kaçan Uygur Türkleri, Afganistan’dan kaçan Türkler, gerçek öz be öz olan Türkler, Türkiye’de yaşamak istemekte iseler de onlara Suriyelilere tanınan hoş görü ve haklar, tanınmamaktadır.
Acaba, bunun nedeni nedir?
Ortadoğu’nun şekillenmesi çalışmaları hızla devam ederken, Türkiye’nin çok daha kararlı tutum izlemesi gerekmektedir. Amerika’nın oyunu bozulmalı, ülkemizin aleyhine gelişmelere göz yumulmamalıdır.
Amerika’nın besleyip büyüttüğü ve tüm kamu kurumlarına, bilhassa ordumuzun içerisine yerleştirilen FETO hainleri sayesinde Türk ordusu zayıflatılmak istenmiştir. Türk ordusunun zayıflatılması, Ortadoğu’nun şekillenmesi demekti.
Bunda yanıldılar. Türk milleti vatan söz konusu olunca tek vücut olur ve Türk Ordusunun arkasında durur. Türk askeri, Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri olduğunu hatırlar ve Vatanı için canını gözünü kırpmadan feda eder. Türk Milleti de ordusuna, her türlü desteği verir.
SON SÖZÜMÜZ:
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı en önemli miraslardan biri vatanseverlik ve millet aşkıdır.
Mustafa Kemal Atatürk: “Türk vatanı bir bütündür, parçalanamaz.” Demiştir.
“Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez.”
Bu topraklar atalarımızın kanı ile ıslanmış, bizlere emanet edilmiştir.
Vatan hainlerinin ve dış güçlerin hainlikleri ile bölünemez ve terk edilemez.
“Türklerin vatan sevgisi ile dolu göğüsleri, düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima bir duvar gibi yükselecektir.”
“Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar”
“BU VATAN, ÇOCUKLARIMIZ VE TORUNLARIMIZ İÇİN CENNET YAPILMAYA LAYIKTIR.” (M.K.Atatürk)
EYYY TÜRK MİLLETİ, VATANIMIZA İHANET ETMEYELİM, İHANET EDENLERE GÖZ YUMMAYALIM.
TOPRAKLARIMIZI, MADENLERİMİZİ, YER ALTI, YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİMİZİ YABANCILARIN SÖMÜRMESİNE GÖZ YUMMAYALIM.
ÜLKEMİZİN VERİMLİ BİTKİ ÖRTÜSÜNÜ YOK ETMEYELİM.
HAVAMIZI, SUYUMUZU, DENİZİMİZİ, GÖLLERİMİZİ, NEHİRLERİMİZİ KİRLETMEYELİM.
EVLATLARIMIZI CAHİL, AÇ, SEFİL BIRAKMAYALIM,
AHLAKLI, FAZİLETLİ, DÜRÜST, BİR NESİL YETİŞTİRELİM.
OKUMUŞ, AYDIN, ÇAĞDAŞ VE KALKINMIŞ BİR TOPLUM OLALIM.
"KORKMA, SÖNMEZ BU ŞAFAKLARDA YÜZEN ALSANCAK."
YETERKİ SEN; CESUR OL, KARARLI OL.
MUTLAKA VATANA İHANET EDEN, TOPLUMA ZARAR VEREN AHLAKSIZLAR, HAYSİYETSİZLER, ŞEREFSİZLER CEZALARINI BULACAKLARDIR.
DEVLETİMİZİN DE MİLLETİMİZİN DE İÇERİSİNDE AHLAKLI, FAZİLETLİ, ÜLKESİNİ VE MİLLETİNİ DÜŞÜNEN, SEVEN ALLAH’TAN KORKAN KULDAN UTANAN NAMUSLU İNSANLARIMIZ VARDIR.
NE MUTLU BİZE Kİ CENNET GİBİ BİR VATANIMIZ VAR.
NE MUTLU BİZE Kİ, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK GİBİ DÜNYANIN KABUL ETTİĞİ, BİZLERE IŞIK TUTAN YOL GÖSTEREN BİR DÜNYA LİDERİMİZ VAR.
TEK YOL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLUDUR.
UNUTMA, UNUTTURMA, UNUTULMA.

19.02.2018
Zekeriya Tümer
Ulusalhaber1881@gmail.com

5 Şubat 2018 Pazartesi

"ADALET NEREDE? C.H.P. DEĞİŞİMİ YAPAMADI!" - Gazeteci, Araştırmacı-Yazar: ZEKERİYA TÜMER


TÜMER DİYOR Kİ:
ADALET NEREDE?
C.H.P. DEĞİŞİMİ YAPAMADI!..

C.H.P. 3-4 Şubat 2018 tarihinde 36.cı kurultayını yaptı.
Adalet isteyen C.H.P. Divan Başkanlığının Adaletsiz tavrı ile Kurultay’a gölge düşürdü.
Düşmanlarını sevindirdi, dostlarını üzdü.
Yenilmekten bıkmayan Kılıçdaroğlu, yeniden Genel Başkan oldu.
Bahçeli’ye kızan, Recep Tayyib Erdoğan’ın tek adam olmasına tahammül edemeyen Kılıçdaroğlu, Adalet’li seçimle Başkanlığı kazandı mı?
Baştan sona izlediğimiz C.H.P.Kurultayında, Kılıçdaroğlu’da iyi mesajlar verdi. Ancak, konuşmasında Muharrem İnce kadar heyecan yaratmadı. Muharrem İnce daha net ve açık mesajlar verdi. “Ben seçilirsem Başkan olarak, ilk kaybettiğim seçimde koltuğu bırakırım” dedi. Benim koltuk merakım yok, ülkem elden gidiyor, sorunum o, dedi.
Ancak, Başkanlık seçimini kaybeden Muharrem İnce ertesi günü çıktığı Halk TV.de seçimi kaybetmesini de delegelere Belediye Başkanları başta olmak üzere, İl ve İlçe Başkanları ile Parti yetkililerinin değişik baskılar uyguladığını da çekinmeden söyledi.
Bu baskılardan Kılıçdaroğlu’nun haberi var mı bilemiyoruz. Demokrasi ve Adalet isteyen bir partiye hiç yakışmayan bir davranış. Sizlerin ne farkınız var AKP iktidarından. AKP’yi eleştirirken dönüp kendinize de bakmalısınız.
Yazık, çok yazık. Siz bu tavrınızla, bu çalışmanızla Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Tabanın sesine kulak verilmedi ve genel seçimleri kaybedenler, son 2019 seçimlerini kazanacağız diye C.H.P.yi yönetmeye talip oldular.

C.H.P.nin tabanından çıkan seslere baktığımızda, bakın neler söyleniyor:
-“AKP’yi CHP iktidar yapıyor diyorlardı da inanmazdım.”
-“Şimdi inandım, adaletin, demokrasi diye diye nasıl katledildiğini.”
-“Değişmeyen tek şey uzun adam olacak bu gidişle”
-“Tayyib’in artık tek rakibi var. Meral Akşener.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu bitti. İkisi de partiyi AKP ye bağladılar.
2019 seçimlerinde 2 parti karşı karşıya gelecek.”
-“Demokrasi, hak ve hukuk söylemini dillerine dolayanlar; umutları kirletmesinler yeter.”
-“Günaydın, iyi pazarlar dilerim. CHP nin yapısını Mustafa Kemal Atatürk ilke ve devrimleri özgürlük Demokrasiden uzaklaşıp tek adamlığına doğru götürmek isteyen genel başkan ve Kurultay delegelerinin sonucunu bir kez daha gördük.”
-“Parti içi iktidarı elde tutanların asıl hedefi; ülke için projeler üreten, bütün olumsuzluklara çare arayan, halkımızın taleplerine çözüm arayan, üreten, CHP’yi iktidara taşıyabilecek kadroları PM ye getirmek olmalıdır.


Bu doğrultuda, siyasal bilince sahip her bireyin bu anlayış çerçevesinde aidiyet duygusu taşıdığı partiye baskı yapılmalıdır.
Başka türlü bir çıkış, diktatörlük rejimini aşmak mümkün müdür sizce?”
Sevgili okurlar; Watsaptan paylaşılan görüşlerden bazılarını buraya aktardım.
CHP’nin içi kaynayacak.
Ülkenin geleceği çok önemli olmasına rağmen CHP’nin tek kişinin iradesine bırakacak 2019 seçiminde başarılı olabileceğine inananlar azalmıştır.
CHP ilk kuruluşunda altı okta belirtilen ilkelere sahip çıkmalıdır.
Tek yol vardır Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Bu yolu iyi işleyen CHP ancak halkın gözünde büyür. Ne o izm, ne bu izm. Tek izm var o da Kemalizm’dir.

KEMALİZM, TÜRK ULUSUNUN VAR OLMA DÜŞÜNCESİDİR.
MUSTAFA KEMAL’İN DÜŞÜNCE VE EYLEMİNİN BİR BÜTÜN OLARAK SAVUNULMASIDIR.
ATATÜRK’ÜN İZİNDEN GİTMEK ANLAMINDA ATATÜRKÇÜLÜĞÜN DE BİLİMSEL ADIDIR.
KEMALİZM, BÜTÜN DİĞER İDEOJİLERE KARŞI ÇIKARAK, TÜRK ULUSUNA TAM BAĞIMSIZ BİR GELECEK ARAYIŞI İÇİNE GİRMİŞTİR.
MUSTAFA KEMAL, HAYATTA HER ŞEY İÇİN, EN GERÇEK YOL GÖSTERİCİ OLARAK BİLİMİ KABUL ETMİŞTİR. BİLİM VE BİLİMSEL YÖNTEM, KEMALİZMİN TEMEL DAYANAK NOKTASIDIR.

Kemalizm, Laik ve Fen’e dayanan bilim anlayışı getirmiştir. Türk Dünyasını pozitif bilim dünyasının enginliklerine götürmüştür.
Bilim kavramının yanı sıra, laiklik anlayışı da metafizik değerlerin terk edilmesini ve pozitif bir anlayışın geçerli kılınmasını sağlamıştır.
Kemalizm, Türk dünyasına bilimsel yöntemi ve pozitivist felsefeyi getiren bir akım olmuştur. (Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN)
Bunu idrak edemeyen, uygulayamayan CHP ATATÜRK’ÜN kurmuş olduğu bir parti olamaz, onun yolunda da gidiyorum diyemez.
C.H.P. Kurultayı en çok Cumhurbaşkanı’nı sevindirmiştir. Kılıçdaroğlu’nu bugüne kadar hep mağlup ettim, gene mağlup ederim diye sevinmiştir.
Şunu da unutmayın, CHP’nin tabanı İYİ partiye kayıyor. Buna bizler şahidiz.
Hayalle yaşanmasın, gerçekler görülsün ve ona göre kararlar alınsın.
Cumhuriyet Halk Partisi 6 okun hakkını vermelidir. Yıllardır C.H.P.sinin iktidar olamamasının tek sebebi Mustafa Kemal Atatürk’ün Partisi olmaktan çıkmasıdır.
SON SÖZÜMÜZ:
SÖZDE DEĞİL ÖZDE ATATÜRK’ÇÜ OLUN.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin laik, Demokrat bir devlet olarak yaşatılmasının tek yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
CHP'li yöneticiler, sizler ülkenin bağımsız ve kalkınmış bir ülke olmasını istiyor ve tek adam rejiminden kurtulmak istiyorsanız, ne ortanın solu, ne de ortanın sağı, ne emperyalizm, ne de kapitalizm, ne sosyalizm, ne de komünizm, ne de faşizm gibi başka arayışlar içerisinde olmayın.
Bize yol gösteren, ışık tutan, geleceğimiz ile ilgili her konuda görüş ve düşüncelerini bizlere açıklayan, namuslu, dürüst, vatansever ve çağdaş bir ulus olmamızı isteyen, Akıl ve Bilim’e önem veren, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYEN, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YOLU TEK YOL OLMALIDIR.
Bunu başarabilirseniz, 2019 da ki seçimlerde belki başarılı olabilirsiniz!..
Başaramaz iseniz, tarihe çok ama çok suçlu olarak geçeceksiniz.
Bunu asla unutmayın!..

05.02.2018
Zekeriya Tümer
ulusalhaber1881@gmail.com